Aybüke Pusat, geçtiğimiz günlerde çekimleri tamamlanan “En Mutlu Günümde” filminin hem yapımcısı, hem de başrol oyuncusu olarak kariyerinde yeni bir sayfa açtı. Senaryosu ve yönetmenliği Erkan Tunç imzası taşıyan filmin yapımcısı olan Pusat, ilk defa hem kameranın arkasında hem de önünde görev aldı.
KİM KİMİ CANLANDIRDI?
Aybüke Pusat’ın Nesrin rolünü oynadığı “En Mutlu Günümde”de Halil Babür “Ercan”a, Reha Özcan “Kerem”e, Elit Andaç Çam “Ahsen”e, Erşan Utku Ölmez “Mevlüt”e, Arın Kuşaksızoğlu “Lokman”a, Ebru Aytürk “Rukiye”ye hayat verdi. Filmin çocuk oyuncusunu da Beren Tunç canlandırdı.
İLK HEDEF ULUSLARARASI FESTİVALLER
Bugüne kadar canlandırdığı rollerin tamamen dışında bir karakter oynamanın heyecan verici olduğunu belirten Aybüke Pusat, başrolü Halil Babür’le paylaşmaktan dolayı da ayrıca mutlu olduğunu belirtti. İstanbul’da 4 haftada tamamlanan film öncelikle festival yolculuğuna çıkacak.
AŞKIN EN MASUM HALİ VE EN BÜYÜK İHANET
Görüntü yönetmenliğini Ahmet Bayer’in üstlendiği “En Mutlu Günümde”, aşkın en masum haliyle en büyük ihanetin nasıl yan yana gelebildiğini anlatan; inanç, itaat ve sessizliğin insanı nereye kadar götürebileceğini sorgulayan bir film olma özelliğini taşıyor.
HİÇ TANIMADAN EVLENDİRİLEN NESRİN VE ERCAN
Konusuna gelince; bir cemaatin himayesinde, birbirlerini hiç tanımadan evlendirilen Ercan (Hali Babür) ve Nesrin,(Aybüke Pusat) aynı çatı altında kurdukları sessiz hayatın içinde yavaş yavaş birbirlerine yaklaşır. Ercan’ın inancı ve itaati üzerine kurduğu dünya ile Nesrin’in sessizliğinin ardında sakladığı derin acı, günden güne birbirine karışır; ikisi de farkında olmadan aynı yalanın iki yüzü haline gelir.
Cemaatin “hayırlı” görünen el birliği, çok daha karanlık bir sırrı örtmek için kurulmuştur ve Ercan, karısına duyduğu sevgi büyüdükçe, bu sırrın kendi geçmişiyle ne kadar iç içe geçtiğini de yavaş yavaş keşfeder. Nesrin ise sessizliğinin ardında, kimsenin bilmesini istemediği bir hakikatin peşindedir. İki insanın birbirini bulma çabası, giderek ikisini de kuşatan bir gerçeğin eşiğine taşır.
Ama bu hakikate ulaşmak onları özgürleştirmez; tam tersine, geri dönüşü olmayan bir hesaplaşmaya sürükler.