Geçen sezonun en başarılı dizilerinden Halef’in başrol oyuncusu Biran Damla Yılmaz, ayrıldığı 2 yıllık nişanlısı Abdurrahman Aydın’ın suçlamalarıyla karşı karşıya kaldı. Aydın, kendisini terk eden Yılmaz’ın Almanya’da estetik yaptırdığı ve borcunu ödemediği için dee kırmızı bültenle arandığını öne sürdü. Konuyla ilgili sessizliğini Birsen Altuntaş’a bozan ünlü oyuncu hakkında ortaya atılan iddialara tek tek yanıt verdi. İşte o açıklamalar:
ESTETİK DEĞİL, KADINSAL RAHATSIZLIK
♦️Almanya’ya tedavi olmak için gittim. 13 yaşından beri sağlık sorunlarım var. Hiçbir zaman açıklamak istemedim. Sektörden de bu konuda “oyuncu sağlıklı görünmeli” şeklinde baskı gördüğüm için özellikle rahatsızlığımı gizlemeye dikkat ettim. Böbrek üstü bezi yetmezliğim vardı. Bunun tedavisini görüyordum. O dönem sevgilim olan kişi “Gel Almanya’ya gidelim, belki başka bir tedavi olursun” dedi. Ben de elini elime verip Almanya’ya gittim. Uzun süre Almanya’da hastanede yattım, bazı günler yürüyemedim. Ağırlaştım. Çoğu projeyi bu yüzden kabul edemedim. Sonrasında sağlığım düzeldi. Ameliyata hazır hale geldim. Ben estetik değil, rahmimden ameliyat oldum. Bir gün anne olabileyim diye ameliyat oldum. Estetik operasyon diye ortaya attığı şey, benim kadınlığımla ilgili… Benden geri istediği rakam da o ameliyatın parası deği. Bu zamana kadar bitmiş ilişkim hakkında hiç konuşmadım. Çünkü saygım vardı, özelim dedim. Küçük yaşlardan beri dayanılmaz ağrılarla, bir sürü sağlık sorunu yaşayarak bu günlere geldim. Şimdi birilerine dert olduğum için beni karalamaya çalışıyorlar Bu hiç adil değil.
KIRMIZI BÜLTENLE ARANDIĞIM İDDİASI DOĞRU DEĞİL
♦️ Kırmızı bültenle arandığımı da bir sabah programından öğreniyorsam orada bir dert vardır demek ki… Her şeye ve bütün evraklara bakıldı. Kırmızı bültenle arandığım bir durum da yok.
♦️Bu insanla beraberlik yaşadığımız 2 senenin hatırına, özellikle hastalık dönemimde de yanımda olduğu için karşıma alıp artık bu ilişkide olmak istemediğimi söyledim. Şikayetlerimi söyledim. Ailesine de ayrılık nedenlerimi açıkladım. Her zaman başımın üzerinde olduklarını belirttim.
♦️Fakat dizi setiyle ilgili çirkin torpil iddiası ve partnerimle hakkımdaki haberlerin çıktığını görünce bana bunların doğruluk payını sordu. Tabii ki doğru olmadığını söyledim. Başta ayrılsak da her zaman yanımda olacağını söyleyen adam bir anda “Sen beni rezil ettin, millet beni aldattığını düşünüyor” demeye başladı ve tehditlere başladı. “Ben de seni rezil edeceğim, fotoğraf koy, ilişkimiz devam ediyor” diye açıklama yap” şeklinde psikolojik şiddet uygulamaya başladı.
“URFA’YA GELİP OTELİ BAŞIMA YIKACAĞINI SÖYLEDİ”
♦️Açıklama yapmayınca Urfa’ya gelip seti basıp oteli başıma yıkacağını söyledi. Güvenlik tedbirleri aldım. Hukuki olarak uzaklaştırma kararı aldırdım. Bir süre sessiz kaldı. Ancak sonra, daha önce evlilik planları yaptığımız için Almanya’daki oturma iznim için başvurduğu evrakların onayladığını ama artık ayrıldığımız için iptal edilmesi gerektiğini söyledi. Ben de “İptal edilsin” dedi. Bana iş kurmak için girişimleri vardı. Onu hatırlattı. Onu da reddettim. Tüm yazışmaları sabırla cevapladım. En son “Sen beni zarara soktun” diyerek kendi keyfi harcamalarını da ekleyip kurmak istediği işin parasını benden istemeye başladı. Hayatımı bitireceğini, medyaya belgeler sunacağını, bugüne kadar kendi başıma yaptığım elimdeki her şeyi almakla tehdit etti.
“BU ERKEKLİK DEĞİL, ERKEK ADAM BÖYLE KONUŞMAZ”
♦️Uzun süre sustum. Hakkımda bir sürü asılsız iddia ortaya atıldı. 14 yaşından beri çalışıyorum. Hastalığıma, ameliyatlarıma rağmen hep işimin başında oldum. Hayallerimin peşinde koşup başarılı olmaya başladığım dönemde maalesef bunları yaşıyorum. Bir kadının gerçekten başarılı olması neden bu kadar rahatsızlık yaratıyor? Erkeklik bir kadının saçma sapan belgelerini basına vermekle tehdit etmek midir? Erkek adam bir dönem evlenmek istediği kadının hakkında konuşur mu? Bir erkeği sevip ona güvenmenin sonucu bu çirkin manzara oldu. Bu erkeklik değil! Bu süreçte yaşadıklarım bana kadın olmanın çaresizliğini, korkuyu üstelik de sahip olduğum imkanlara rağmen iliklerime kadar hissettirdi. Bir kadına kimse bunu yaşatma hakkına sahip değil. Bu şiddeti uygulayan erkeklerin utanması lazım. Bir adamı sevip güvenmenin sonucu bu olmamalı…”